21 Eylül 2011 Çarşamba

Demokrasinin Hakikati

Çağımızın en önemli düşünürlerinden biri olan  Jean-Luc Nancy, Demokrasinin Hakikati'nde yalnızca "demokrasinin ruhunu" kavramımızın yeterli olmadığını duyururken, bu yetinemezlik noktasından hareketle radikal önerisine gelir: Demokrasinin biçim, kurum, sosyal ve politik rejim olmaktan öte, ilkin bir ruh olduğunu düşünme önerisidir bu. Arzudan, ruhtan, anlamdan bahsedilmediği sürece demokrasinin hakikatinden gitgide uzaklaşacağımızı söyleyen Nancy, oryantalizmin her türlüsünden arınarak çuvaldızını önce Batı'ya batırır: Batılı toplumların halihazırda demokrasi sandıkları vekalet sistemininin demokrasi olmadığını yüreklilikle söylerken, aslında hepimize demokrasinin mevcutta olduğunu sandığımız şey olmadığını duyuruyordur.

"Bana şöyle denilecektir: demek ki açıkça, size göre demokrasinin politik olmadığını beyan ediyorsunuz! Ve bununla beraber, kendinizi "sonsuz"unuza kaptırıp bizi eylem, müdahale, mücadele araçlarından yoksun, yüz üstü bırakıyorsunuz...

Tam tersine. Ben gerçekte, politika sorusunun daha ciddi biçimde ancak demokrasinin politik düzenin ilkesel aşılması olarak bağlandığı şeye dair bir değerlendirmeden hareketle sorulabileceğini savunuyorum- ama polisten, polisin kurulmasından ve onun sub infinitatis humani generis olarak düşünmemiz gereken mücadelelerinden hareketle vuku bulan bir öteye geçmedir. Demokrasinin "ruhu"ndan işte bu anlamda söz ediyorum: yoksa kendi zihniyetini, iklimini, genel koyutunu belirleyecek bir "ruh"tan değil; ama en azından kendimize mal etmeyi bilirsek, ki bu onu yeniden hissetmeyi başarmamızı gerektirir, ona esin vermesi gerekn, gerçekte ona esin veren soluktan bahsediyorum."


Demokrasinin Hakikati, Jean Luc Nancy'nin Türkiyeli okur için verdiği özel söyleyişiyi de kapsayarak, Murat Erşen çevirisi ile MonoKL Yayınları'nda. Ağızlara pelesenk olmuş bu kavramın hakiki içeriği "ile olmak"tan çekinmeyenlere...

“Yazının Dostluğu, Dostluğun Yazısı”

MonoKL adını özel bir mercek türü olan MonoKL’dan alıyor. K ve L harflerinin büyük yazıldığı kelime aynı zamanda “mono kurgusuz labirent” ifadesinin bir kısaltması. Böyle bir ismin ve açılımın seçilmiş olması metaforik bir anlamın kurgulanmasına dayanıyor. Bu kurgunun kendisi bir labirentin kurulması anlamında ucu bucağı olmayan bir labirenti hedefliyor: yaşandıkça yeni sınırlarını çizilen ve tam da bu nedenle kurgusuz olan bir labirent. Kurgusuz olan tek labirent: geleceğin yazı labirenti. Tüketilemeyen geleceğin labirenti.

MonoKL öte yanında başka bir konumlanma içinde de. Mercek anlamına gelen MonoKL kendi ötesine de geçiyor. MonoKL takılı olan göz, hayal gücüyle ve gelecekle bağı kurarken; Monokl takılı olmayan diğer göz ise doğrudan gerçeklikle ve mevcudiyetle ilişki içerisinde. Ona maruz kalıyor ve onu kendisine maruz bırakıyor.

Hakikat denilen de bu iki gözün çatışmasından, geriliminden ve zamansal/mekansal deneyiminden ve labirentte yön bulmaları ile kayboluşlarından çıkıyor. Donmayan, hareket eden hakikat ama yitip gitmeyen hakikat de.

Gerçeklikte delik açan MonoKL, gerçekliğin bir parçası da oluyor. Onu-n yutan parçası. Ve gerçekliğin bütününün bu yutan parçanın az-uzamlı ama çok-etkili dünyası karşısında geri çekilişi.

Hayalleri ve ideallerini MonoKL’un sihirli camına yapıştıranların kurgusuz ortaklığı, gerçekliğin bu ortaklık tarafından kırılması. Düşüncenin devrimi, devrimin düşüncesi.

Düşüncede bir devrimin, devrimim yeni bir düşüncesinin etrafında tekilliklerin bir toplanışı. Eylemin gerçek düşüncenin sınırında baştan çıkarılışı ve bir o kadar da düşüncenin eylemeye yazgılanışı.

Monokl’un açtığı uzam akademik bir çerçeve içinde yaşam buluyorsa da, MonoKL akademi-dışı bir ruhun ve soluğun takipçisidir. Monokl, akademinin profesyonel soğukluğu ve iş-bilirliği yerine samimiyetin, dostluğun ve yazının yaratıcılığının mekanıdır. O yazının dostluğu ve dostluğun yazısıdır.